Mikro cerrahi

Bu teknikte ameliyat mikroskobu ameliyat sahasını büyütmekte, çok ince damar sinir gibi dokuların detaylı görünümü elde edilmektedir. 


Kazaya uğramış organlarımızın fonksiyonu açısından bakıldığında, hasar gören sinirlerin mikro cerrahi metotlar ile tamiri çok daha iyi sonuçların elde edilmesine imkan vermektedir.

Mikro Cerrahi Neden Gereklidir?

Vücudumuzda canlı olarak bulunan tüm doku ve organların kan dolaşımına ihtiyacı vardır. Kalbimizin pompaladığı kan atar damarlar aracılığı ile bu dokulara ulaşmakta onların ihtiyacı olan oksijen ve temel diğer ihtiyaçları taşımaktadır. Dokuda çıkan toplar damarlar ise burada oluşan karbon dioksit ve diğer atık malzemeleri de ortamdan uzaklaştırmaktadır.

Kısaca bir dokunu hayatiyeti; ona devamlı kan gelmesine, buradaki hücrelerin ihtiyacı olan gaz ve madde alışverişini tamamladıktan sonra dönmesine bağlıdır.


Kazaya uğramış organlarımızın fonksiyonu açısından bakıldığında, hasar gören sinirlerin mikro cerrahi metotlar ile tamiri çok daha iyi sonuçların elde edilmesine imkan vermektedir.

Mikrocerrahi Yapılamazsa Neler Olur?

Vücudumuzdaki sinirlerin bir kısmı derideki reseptörler aracılığı ile oluşan duyu hissini beyne taşır ve bizim sıcak-soğuk, batma, yanma, acı gibi dış dünyanın tesirlerini beynimize ileterek algılamamızı sağlar. Bir diğer kısım sinir lifleri ise beyinden irademiz ile oluşturduğumuz komutları kaslarımıza ileterek onların isteğimiz doğrultusunda hareket etmesini, beynimizin komutlarına uymasını sağlar. Bu bir kısım sinirlerin kesilmesi sonucu bu fonksiyonlar yerine getirilemez ve hastanın bu bölgesi his kaybı sonucu kalıcı olarak uyuşuk kalır. Dış dünyanın zararlarından kendini koruyamaz ve yaralar açılır, yanıklar oluşur.

Yine beyinden hareket için komut taşıyan sinirlerin zarar görmesi sonucu isteğe bağlı çalışan kaslarımıza bu komutlar ulaşamaz ve sinirini kaybeden bu kaslar felç olur, kalıcı hareket kaybı yerleşir. 

Bu nedenle organların hem canlılıklarının devam etmesi hem de fonksiyonlarının yeterli olması için mikro cerrahi teknikler ile damar ve sinirlerin onarılması gerekmektedir. 


Parmak veya El-kol Kopmalarında İlk Anda Ne Yapılmalıdır?

Parmak veya el-kol kopmalarında amaç organın vücuda dikilmesi ve kan dolaşımının derhal sağlanmasıdır. Burada kopan bölgelere bağlı olarak kansızlığa dayanma süreleri farklıdır. Öncelikle kopan organlar soğutularak hücrelerinin metabolizmaları yavaşlatılır ve ölmeden oksijensiz kalabilme süreleri uzatılır. İçinde kas üniteleri bulunduran el-kol, bacak gibi vücut bölümleri uygun şekilde soğutulsalar bile maksimum kansız kalma süreleri 6-8 saattir. Parmak yapısı kas ihtiva etmediği için uygun şekilde soğutulur ise 12 saate kadar takılma şansı vardır.

Kopan Organın İşlevsel Olması Ne Demektir?

Kopan organın yerine takılması cerrahisinde; takılan organın mutlaka fonksiyonel olması amaçlanmalıdır. Hasta için hiçbir işe yaramayacak organın takılmaya çalışılması lüzumsuz bir cerrahi girişimdir.

El-kol, bacak gibi büyük vücut kısımları yerine takıldıktan sonra organın daha fonksiyonel hale gelmesi için mevcut kapasitesi değerlendirilir. Kemik uzatma, fonksiyonel kas transferi, yumuşak doku nakilleri, sinir-damar transferleri, eklem dondurmaları veya kiriş nakilleri gibi bir çok metot devreye sokularak fonksiyonel kapasite arttırılır.

Hastaya daha çok hizmet eden bir organ elde edilmeye çalışılır. Bu planlamaların yapılabilmesi için, planlama etaplarında uygulanması gereken fonksiyon arttırıcı tüm girişimleri yapabilecek cerrahi uygulamalara hakim cerrahlara ihtiyaç vardır. Yetersiz bilgi ve tecrübe yanlış kararların uygulanmasına yol açabilir.


Tüm bunların sonunda en önemli tedavi, tamamlayıcı rehabilitasyon uygulamalarıdır. Bilinçli ve tecrübeli uzmanlarca planlanan ve yapılan bir rehabilitasyon uygulaması bu tip cerrahi girişimlerin ayrılmaz bir parçası olup tedaviye en azından doğru yapılmış bir cerrahi girişim kadar katkıda bulunmaktadır.
(Kaynak : ACELEMDER Derneği)

Op. Dr. Okyar Altaş

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı