Omuzda kas ve lif yırtılmaları ( rotator manşet rüptürü, rotator kas rüptürü, rotator kas yırtılması, parsiyel veya total rotator kaf rüptürü)

Omuzda kas ve lif yırtılmaları; her yaş grubunda görüebilmekle birlikte özellikle bayanlarda sık görülür.

Kolun başın üzerine kaldırılmasını gerektiren işlerde çalışanlarda daha fazla görülmektedir. Örneğin; ev hanımlarında “raftaki kavanoza uzanırken omzumdan birşey koptu” veya “halı silkelerken koluma bişey oldu” şeklindeki ifade omuzdaki kaslarla ilgili durumu işaret etmektedir.

Belirtileri arasında omuzda ağrı, kolu hareket ettirememe veya hareketle şiddetli ağrı, güçsüzlük, kola veya boyuna yayılan ağrı, ilgili omuz üzerine doğru yatamama ve hareket kısıtlılığı mevcuttur.

Hastalar çoğu zaman şikayetlerinin uzun zamandır olduğunu, aralıklarla bu sıkıntıları yaşadıklarını, ancak bu seferinde ağrılarının geçmediğinden yakınırlar.

Belirgin bir yaralanmaya bağlı olabilir veya ilerleyen yaşlarda (40 yaş) kasların yıpranmasına ve kendiliğinden yırtılmasına bağlı oluşabilir. İleri yaşlarda görülen yırtıkların çoğu; eskiyen veya yorulmuş kasların (tendinit veya tendinozis denilmektedir) üzerine binen yüklerin oluşturduğu yırtıklar şeklinde olmaktadır.

Tanısında muayenenin yanı sıra röntgen ve MR gereklidir. Muayene yapılmaksızın ve MR kesitlerine bakılmaksızın sadece MR raporlarına bakılarak konulan tanılarda eksiklikler yanlışlıklar olabilir.

Muayenede omuzda kas yırtığına özgü muayenelerin yanı sıra, omuzda var olan diğer patolojilerin (sıkışma, kireçlenme gibi) olup olmadığına bakılır. Bunun yanında boyun fıtığı, boyunda kireçlenme gibi durumlarda da omuz ağrısı olabilmektedir.

MR’da yırtığın yeri, büyüklüğü genişliği, omuz çevresi kasların kalitesi, kas yapılarına ait değişiklikler (eskime, yırtılma, yıpranma veya kopma gibi), kaslardaki yağlanma oranı, eşlik eden diğer durumlar (kemik ve yumuşak doku ödemi, omuzu yerinde tutan ” labrum” adı verilen bir başka anatomik yapının patolojileri, kistler, yumuşak doku değişiklikleri, sıvı toplanması olarak adlandırılan bursit tendinit vb. patolojiler) ortaya konulur.

Röntgen ile eşlik edebilecek ” sıkışma ” yaratan kemik varlığı; varsa bunun tipi ve derecesi, kemikte eskime (dejenerasyon), kemik kistleri, komşu eklemde var olan ilişkili patolojiler ve kireçlenmeler (artroz) görüntülenir.

Tedavi planlaması; bu üç faktörün birleşimi (muayene, röntgen ve MR) ile yapılmalıdır. Küçük çaplı bazı yırtıklarda ameliyat dışı tedaviler tercih edilebilir.

Bu tedaviler arasında PRP-ozon uygulaması; istirahat ve egzersizler; fizik tedavi ve rehabilitasyon sayılabilir.

Küçük çaplı bazı yırtıkların tedavisinde PRP uygulaması oldukça yüz güldürücüdür. PRP ile ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.

Küçük çaplı yırtıkların bir kısmı ise bu tedavilere cevap vermez. Bunlarda ve daha büyük çaplı yırtıklarda tedavi cerrahidir. Cerrahi tedavide yırtıklar uç uca getirilerek tamir edilir. Eşlik eden durumlar aynı ameliyat içerisinde düzeltilmelidir.

Ameliyat iki şekilde yapılabilir; kapalı ve açık yöntemler.

Kapalı ameliyatta omuza birkaç küçük delikten girilerek işlem gerçekleştirilir. Kapalı yöntemle tamamlanamayan bazı durumlarda açık cerrahiye geçilebilir. Açık cerrahide yaklaşık 3-4cm bir kesiden tüm işlemler halledilebilir. Kapalı ameliyatlardan sonra genel olarak iyileşme daha hızlı olmakta, ağrılar daha az olmakta ve işe dönüş daha çabuk olmaktadır. Kapalı ameliyatlar ile ilgili daha detaylı bilgi için tıklayınız.

Unutulmaması gereken ; “küçük yırtıklar ameliyat edilmez” gibi bir anlam çıkarmak doğru olmaz. Kas yırtığının büyüklüğünden daha önemli olan şey; hastalığın hastanın hayatını ne kadar kısıtladığıdır. Bununla beraber kimi zaman kas yırtığı bulunmaksızın hastanın omuz ile ilgili başka rahatsızlıkları nedeniyle ameliyat gereksinimi olabilir.

Doğru bilinen yanlışlardan bir diğeri de; ağrı azalınca ameliyata gerek kalmadığı düşüncesidir. Omuz hastalıklarında süreç bazen ağrı ve ağrısızlık dönemlerinden oluşur. Ağrısız dönemden sonra mutlaka kontrole gelinmeli ve ameliyat ihtiyacı tekrar değerlendirilmelidir.

Ameliyat sonrası yumuşak doku iyileşmesini takiben fizik tedavi programının başlanması iyileşmeyi olumlu yönde etkiler. Bu süre (fizik tedavi) en az 15 gün olarak uygulanır ve gereğinde arttırılır. Fizik tedavi ortopedinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ameliyat öncesi ve sonrası fizik tedavi uygulamasıyla ilgili olarak mutlaka planlama yapılmalıdır.

Op.Dr.Okyar Altaş

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı