Halk arasında platin olarak adlandırılan vücudun içine veya dışına yerleştirilen kırık iyileşmesine yardımcı cihazlardır (tıbbi ismi “implant”)

Platin ile kast edilen genellikle vücut içine konulanlardır ancak bazen vücut dışında da bulunabilir ( “ucu dışarda platin” , “kafes”, “dışardan demir” olarak da adlandırılmaktadır.)

Protez ise genellikle diz kalça ve omuzda (nadiren diğer eklemlerde ) kireçlenme nedeniyle eklem yüzlerinden en az birinin çıkarılması ile birlikte uygulanan işlem olarak adlandırılır.

Konuldukları yerde kırığın iyiileşmesine destek olmak için veya kireçlenmede yeni eklem yapımında kullanılmaktadır.

Protezler ömür boyu kalıcı olup bir problem olmadığı takdirde çıkarılmazlar.

Platinlerin çıkarılması mutlak bir zorunluluk değildir. Yalnızca bazı çocuk kırıkları ve eklem kırıklarında kullanılan platinler büyümeyi etkileyebilir veya eklem kireçlenmesine sebep olabilir, bu yüzden çıkarılmaları şarttır.

Zaman içerisinde platinlerle veya protezlerle ilgili genel sorunlar platinlerin kırılması, gevşemesi veya enfeksiyon kapmasıdır.

Kural olarak platin veya protez enfeksiyon kaptığında yerinden çıkarılması gerekir. Ancak enfeksiyon tanısının konulması ve platinlerin çıkarılması her zaman doktorun planlaması ile yapılmalıdır. Röntgen ultrason tomografi mr sintigrafi ve bazı kan tahlilleri enfeksiyon tanısı koymak için gerekebilir. Bazen enfeksiyon olarak düşünülen ancak gerçekte enfeksiyon olmayan birçok durumla karşılaşmak olasıdır.

Platinlerde kırılma veya gevşeme olduğunda hastanın şikayeti de ilgili bölgede ise ve bu durum iyileşmeyi bozuyorsa platinlerin çıkarılması daha uygun olabilir. ancak her platinin çıkarılması gerekmez. Tedavi edilmesi gereken röntgen değil hastanın kendisidir. Hasta ile konuşularak kar zarar oranı ve olabilecek komplikasyonlar hesaplanır ve buna göre bir tedavi rotası belirlenir. Buna göre hareket edilir.

Platinin çıkarılması kararını öncelikle ameliyatı yapan doktor ile planlamanız lehinize olacaktır.

Vücutta bazı bölgelerdeki platinlerin çıkarılması hastaya daha büyük konfor sağlamaktadır. bu bölgeler kemik çevresinde yeterince yumuşak doku (et , kas) bulunmayan bölgeler olup kaynama sağlandıktan sonra (erişkinlerde ortalama 1-2 sene) çıkarılabilir.

Elde ve ayakta tarak kemikleri (metakarp metatars)

Ayak bileği kemikleri (dış ve iç malleol)

Dizde ayna kemiği (patella)

Köprücük kemiği (klavikula)

Dirsek kemiği (olekranon)

Platinlerin çıkarılması durumunda karşılaşılabilecek komplikasyonlar şunlardır

Platinlerin kemiğe çok sıkı tutunmasından dolayı hiç çıkmaması ( üzerinden çok uzun süre geçen platinlerde karşılaşılabilir)

Platininin çıkarılmasına rağmen ağrıların geçmemesi

İlgili bölgede yeni kırık oluşması ( kemiğin zayıflamasına bağlı) (çok nadir)

Geçmiş zamanlarda kemik bütünlüğünün bozulmasına kırık denilmekteydi. Ancak günümüzde “yumuşak doku bütünlüğünün bozulduğu kemik patolojisi” olarak tanımlanmaktadır. Kemiği bir ağaç olarak düşünürsek çevresindeki yumuşak dokular o kemiği besleyen toprak gibidir. Toprak olmadan ağacın yaşaması olanaksızdır.

Her yaş grubunda görülür. Özellikle kemiği zayıflatan hastalıklarda görülme sıklığı artar. (yaşlılarda oluşan kemik erimesi veya kemik içerisinde büyük bir kist)

“Kırık olsa duramazsın” sözü halk arasında sıklıkla kullanılır ancak yanlış bir inanıştır. Düşme burkulma ya da incinme olduğunda ilgili bölgede ağrı veya şişlik mevcutsa kırık olma ihtimali vardır ve hastaneye başvurmak gereklidir. Özellikle çocuklarda kırıklar da çoğunlukla tek bulgusu şişliktir ve röntgen ile kırık tanısı konulabilir. Polikliniğimize yürüyerek gelen kalça kırıkları olduğunu belirtmek isterim.
Hayır ertesi günü beklemeye gerek yoktur. Kırıktan şüphe edildiğinde sakin bir şekilde hastaneye gidip muayene olmak gerekir. Ertesi gün beklendiğinde ilgili bölgede şiddetli ağrı morluk şişliklerle karşılaşılır, ameliyat olması gereken bir kırık varsa yumuşak dokulardaki bozulmaya bağlı olarak ameliyat imkanı zorlaşabilir veya gecikebilir. O yüzden vakit kaybetmeden başvurmak en doğru tercihtir.
Kırıkların çoğunluğu alçı ve hafif düzeltme ile düzelir. Ancak burada nihai kararı veren kişi doktor olmalıdır.
Her insanda, dizi yerinde tutmaya yarayan toplam 4 adet bağ bulunur. Bunlar;

*Ön çapraz bağ

*Arka çapraz bağ

*İç yan bağ

*Dış yan bağ olarak isimlendirilir

Ön çapraz bağın (öçb=acl) esas fonksiyonu; üstteki kemiğin (femur) alttaki kemik (tibia) üzerine öne kaymasını (translasyon) engellemektir. Bir ucu femurda bir ucu tibiada bulunan bağ genellikle gençlerde travma sonrası ( spor karşılaşması özellikle futbol basketbol voleybol, dizin burkulmasına sebep olabilecek bir düşme, trafik kazası vb) ileri yaşlarda eskimeye (dejenerasyon) bağlı yırtılabilir. Yırtılma kopma rüptür eşanlamlı kullanılır.

Bağın ani kopması durumunda (örneğin futbol oynarken) dizden ses duyulabilir bu ses bazen o kadar güçlüdür ki dışardan başka insanlar tarafından duyulabilir. Dizde boşalma hissi, bacağının üzerine bastığında altından yer kayıyormuş hissi hastalar tarafından genellikle tarif edilir. Kopmanın ilk anlarında hemen ağrı olmayabilir ancak ilerleyen zamanlarda dizin içi kan ile dolar bundan dolayı şiddetli ağrı şişlik meydana gelir ve hasta dizini kolay kolay hareket ettiremez.
Muayene ile tanı konulur sonrasında MR ile tanı kesinleştirilir. Muayenede ek başka yaralanmaların da olup olmadığına bakılır.
Menisküs yaralanmaları (iç ve dış), diğer bağ yaralanmaları da sıklıkla görülür. Kıkırdaklarda ezilmeler, eklem içerisine serbest kıkırdak parçanın koparak düşmesi ve kimi zaman kırık-çıkıklar da görülebilir.
18-55 yaş aralığında; muayenede dizde gevşekliği (instabilite) bulunan, dizde ağrı-takılma kilitlenme kişayetleri olan, dizde dönme-boşalma-kayma şikayetleri olan ve çekilen MR’da ön çapraz bağ tam veya tama yakın kopmuş ise tedavisi ameliyattır. Diğer yaş gruplarında olan, şikayetleri günlük yaşamını çok etkilemeyen ve ayrıntıları aşağıda belirtilen hastalarda ameliyat harici yöntemlere başvurulabilir.
Eğer şikayetiniz (diz ağrısı dizde dönme boşalma takılma hissi) ileri derecede değilse bağda tam olmayan yırtık varsa (subtotal rüptür) ve bundan sonraki zamanda “beklenti yüksek değilse” (koşmasam da olur, futbol oynamasam da olur, arada sırada dizde boşalma yaşıyorum idare edebilirim); bir süre istirahat etmek, fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, aktivite düzenlemesi, ağrı kesici ilaç ve kremler, dizlikler, PRP (kendi kanınız alınıp özel işlemden geçirildikten sonra diz içerisine geri verilmesi) Ozon enjeksiyonları (normalden daha yüksek konsantrasyonda oksijen içeren diz içi enjeksiyon uygulaması) ve bunların kombinasyonarı (PRP + ozon vb ) ve ağızdan kullanılan kıkırdak oluşumunu destekleyen ilaçlar ile etkin sonuçlar alınabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu tedavilerin hiçbiri ameliyat olması gereken bir hastanın tedavi alternatifleri değildir.
Dizdeki yapıların normal anatomisinde olmamasından dolayı en başta yeni yaralanmalara açık hale gelmek en önemli problemdir. Diz yendiden döndüğünde başka yaralanmalar da geçirilebilir (bu oran düşündüğünüzden daha yüksektir). Bunun yanında uzun vadede dizde daha erken yaşta başlayan ve maalesef geri döndürülemeyen kireçlenme ile karşılaşmak olasıdır.
Ön çapraz bağda dünyada da kabul gören altın standart tedavi, vücuttan alınan yedek olarak adlandırılan bazı tendonların alınarak hastaya yeni bir bağ yapma işlemidir. (anatomik ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu) Ameliyat, kapalı denilen yöntemle yapılmakta olup dizde küçük kesiden operasyon gerçekleştirilmektedir. Günümüzde dünyada en çok kullanılan hamstring adı verilen dizin hemen yanından alınan tendonlar ile yapılan tekniği uygulamaktayız. Sporcularda veya bağ yetmezliği oluşturabilecek çoklu yaralanmalarda hazır olarak kullanılabilecek tendonlar da (ALLOGREFT) alternatifler arasında mevcuttur.